Çalışmak İster misiniz?

Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde müslümanlık yapabilecek, her türlü dini paylaşım yapabilecek, paylaşımlarla 571 beğeni toplayabilecek, Mekke-Medine resimleri paylaşarak Umre isteyenlere beğeni - Hac isteyenlere yorum - double Hac isteyenlere paylaşım yaptırabilecek, Dinini sosyal paylaşım sitelerinde yaşayabilecek
SANAL MÜSLÜMANLAR aranıyor!!!! 
BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?

Başlıksız!!


   Televizyon alkıştan yıkılıyor, mağdur ama mağrur ebru gündeş gözyaşlarını siliyor...

   gazetenin köşesinde bir haber, "konya'da kırk günlük bebek soğuktan donarak öldü" 

   ebru gündeş acun'a "senin kocaman bir yüreğin var" diyor, alkışlar bu sefer daha şiddetli başlıyor.

   bebeğin öldüğü evin camı kırıkmış, naylonla kapatmışlar. 

   acun, ebru gündeş'e "geçecek bu günler, biz senin yanındayız" diyor, alkışlar susmak bilmiyor, tüm türkiye tek yürek olmuş, acun ile ebru'nun gözleri yaşartan dayanışmasını izliyor. 

   anne, gece bebeğini emzirmeye kalkmış, çocuğunu hareketsiz görünce de çığlık atmaya başlamış, komşular yetişmiş çığlıklara...

   televizyonda şarkılar söylenmeye devam ediyor, tüm hayalleri o yarışmayı kazanıp ebru gündeş gibi bir hayat yaşamak olan insanlar, ebru gündeş'in onları beğenmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. şarkılar bitince yine alkışlar başlıyor, programın yarısı alkışlarla geçiyor, herkes birbirini alkışlıyor. 

   komşular diyor ki; "çok fakirlerdi, odun bulabilirlerse yakarlardı" odun bulabilmek ne demek gazete bunu yazmıyor. 

   ebru gündeş alkışlanırken elini göğsüne koyup "eyvallah" hareketi yapıyor, yani "sizler alkışlarınızla benim kocamın suçsuzluğumu tasdiklediniz, unutmam bu desteğinizi" gibisinden teşekkür ediyor, aslında hepsi de ebru gündeş'in hayatını yaşamak isteyen seyircilere doğru. 

   kocası askerdeymiş kadının, iki çocukla bırakmış bu virane evde karısını, adam askerde devlete hizmet ederken, devlet bir torba odun verememiş mi bu eve!

   o ses türkiye bitiyor. o ses olmak isteyen kişilerden biri eleniyor, veda ederken programa alkışlanıyor, herkeste bir burukluk, sms oyları da kurtarmamış belli. ceplerinden elli kuruş verip bir yarışmacıyı elenmekten kurtaramayan seyirciler çok üzgün ve mağdurlar, ama yine de alkışlıyorlar. 

   sms'lerle kırk günlük bebeğin kırk yıllık kömür parasını toplayan acun programı kapatıyor, haftaya görüşürüz diyor, herkes alkışlıyor. 

   konya'da kırk günlük bir bebeğin cenazesi kalkıyor. on bilemediniz on bir kişi cenaze namazını kılıp, küçücük tabutu toprağın en dibine gömüyorlar, kimse alkışlamıyor. 

alkışlamayı bırakın ağlamıyor bile....



Yandı Ha Yandı


Bir Güzelin Hasretinden Ahından (Canan Ahından)
Tutuştu Her Yanım Da Yandı Ha Yandı
Aşık Oldum Onun Mah Cemaline (Mah Cemaline)
Tutuştu Her Yanım Da Yandı Ha Yandı

Benim Derdim Senin Derdine Taydır 
Bir Güzel Sevmişem Kaşları Yaydır
Saatim Gün Geçer Her Günüm Aydır
Üçyüzatmışbeş Günüm De Yandı Ha Yandı

Sıtkı'yam Çekmişem Gayet Zarı Ben
Dilerim Ki Muradıma Erem Ben
Bir Hayırsız Yar Elinde Kaldım Ben
Ağzımda Dillerim Yandı Ha Yandı

"Tokat/Zile-Sadık Doğanay-Arif Meşhur"

Dilkeşhaveran Salât - Bekir Sıdkı Sezgin

video


“Bu belki sevmektir bir yerde, belki unutamamak
Bu, kişinin kendi içinde eriyip, yok olmasıdır
Bilmesen de anlamaya çalış biraz, ne olur.”

"Ümit Yaşar Oğuzcan" 

Gönül Makamı - Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın


Bir kızıl goncaya benzer dudağın
Açılan tek gülüsün sen bu bağın
Kurulur kalplere sevda otağın
Kimbilir hangi gönüldür durağın

Her gören göğsüme taksam seni der
Kimi ateş gibi yaktın beni der
Kimi billur bakışından söz eder
Kimbilir hangi gönüldür durağın

"Beste: Amir Ateş
Güfte: Melek Hiç
Makam: Muhayyerkürdi
Usûl: Düyek"


"kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi?
ölürken çocuklar o güzel afrika'da..."


"İyi geceler canım" derdin
Gecenin iyiliğinden çok,
"Canın olma düşüncesi" yeşerir dururdu içimde...! 

"Özdemir ASAF"

...
Gözden ırak dilden uzak
Ben seni sevmişim hey yar
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı...
...
"Yavuz BİNGÖL - Haberin Var mı?"

Ozan Arif - Aha Geldim Gidiyorum

Yalan dünya işte senden
Aha geldim gidiyorum
Kalanlara selam benden
Aha geldim gidiyorum

Var mı sana gelip kalan
Baştan başa murad alan
Varın yoğun hepsi yalan
Aha geldim gidiyorum

Dereyi aş tepeyi aş
Sonu yoktur dolaş dolaş
Günden güne yavaş yavaş
Aha geldim gidiyorum

Yalan dünya sana böyle
Kimler konup göçtü söyle
Ben de işte aynen öyle
Aha geldim gidiyorum

Gülemedim şöyle bir gün
Senelerim geçti sürgün
Gönül sevdiğine dargın
Aha geldim gidiyorum

Arif der ki bunca yıl ay
Geldi geçti vay dünya vay
Yaşamaksa yaşadım say
Aha geldim gidiyorum
"Ozan Arif - Aha Geldim Gidiyorum"

Musa EROĞLU - Mihriban


...
Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban

"Abdurrahim KARAKOÇ - Mihriban"

28 Şubat Hakkında

28 ŞUBAT DAVASI NEDİR?
     28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997′de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-  modern darbe olarak adlandırılmıştır.

28 ŞUBAT'TA NE OLDU?
     Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur. 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi'nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM'de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996′da TBMM'de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.

     RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;

-2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya'yı ziyaret etti. Libya'da, Kaddafi'nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler[hangileri?] muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.

- 3 Kasım 1996′da Susurluk'ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan 'fasa fiso' dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için "Mumsöndü oynuyorlar" dedi.

- Kayseri'nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye'de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:

" Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. "

-Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.

- Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.

-Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük'te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.[9]

-30 Ocak 1997′de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.

-4 Şubat'ta Sincan'da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.

-5 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan'a birkaç mektup gönderdi.

- Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya 'irtica, PKK'dan daha tehlikeli' dedi.

-11 Şubat'ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara'da yapıldı.




28 ŞUBAT KARARLARI
     28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı. 28 Şubat 1997′deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.


28 ŞUBAT SONRASI YAŞANANLAR
-4 Mart'ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadi

-13 Mart'ta Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzalamak zorunda kalmış ve daha sonra bu kararları imzalamadığını sadece ön yazıyı imzaladığını iddia etmiştir.

-21 Mayıs'ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ''Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini'' söyleyerek, RP'nin kapatılması için dava açtı.

-3 Haziran'da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM'de başladı.

-7 Haziran'da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.

-10 Haziran'da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı'na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.

- 18 Haziran'da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller'e devretmek olduğunu belirtti.

-19 Haziran'da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller'e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a verdi.

-30 Haziran'da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Özkan'la birlikte ANASOL-D Hükümeti'ni kurdu.

28 ŞUBAT SONUÇLARI
     Eski Genelkurmay Başkanlarından Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu "28 şubat bin yıl sürecek" demiş olsa da Türkiye'nin toplumsal ve siyasi ortamındaki büyük çaplı değişimler daha güçlü çıktı; yaklaşık 5 yıl sonra kararların hedefindeki siyasi oluşumun bünyesinden çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve partisi hükümet oldu.


"Kaynak:http://www.ensonhaber.com"

?niziS naL eN zinidreD

;kıdalna iyeş reh mamaT
,zunusroyilib zis iyeş reh -
,royide teyize ezis ev royirig ezinisred nizis ralacoh kıcıg ne -
,royileg azınışab nizis ralyalo zamlo ne -
,zunusroyiderbas anub ev zunusroyışay zis adraltraş roz ne -
,zunusroyımpay sifen ev ziniszis utsod Allah ne ev ifos ne -
ad ay zunusroyurud pıtalna eyin ilkerüs irelyeş ınya ad         
!ik zunusroyuşunok adnısavah ışıray kidis ib ilkerüs eyin  
derdiniz ne lan sizin? 

Çevirisine Bak!
___________________________________________________
     Tamam her şeyi anladık; 
- her şeyi siz biliyorsunuz, 
- en gıcık hocalar sizin dersinize giriyor ve size eziyet ediyor, 
- en olmaz olaylar sizin başınıza geliyor, 
- en zor şartlarda siz yaşıyorsunuz ve buna sabrediyorsunuz, 
- en sofi ve en Allah dostu sizsiniz ve nefis yapmıyorsunuz 
               da aynı şeyleri sürekli niye anlatıp duruyorsunuz ya da niye sürekli bi sidik yarışı havasında konuşuyorsunuz ki!
derdiniz ne lan sizin?

Uğur IŞILAK - Kadın Tarifi


Ne zaman görsem seni bir yerde
Dilim başlardı ansızın aynı virde
Hani söz vermiştin ta lise birde
Rüzgarlara uyup estin be şakirde

Cemaatte düşmeyesin diye sıkıntıya
30 tane abone olmuştum sızıntıya
Sense kapılıp gittin bir dev akıntıya
Selamı sabahı kestin be şakirde

Artık senin gözün pensilvanyada
Benimse gönlüm hala orta asyada
Gel buluşalım desen de avrasyada
Olmam artık kırık testin be şakirde

Şimdi afrikada bir türk okulunda
Kıtalar aşmışın hizmet yolunda
Pısırık bir şakird varmış kolunda
İsterim kıymetini bilsin be şakirde

Kalbin zümrüt tepesinde kalıp yüzün
Zamandan alıntı gibiymiş her sözün
STV’’den başka kanal görmeyen gözün
Gökyüzünü nasıl görsün be şakirde

Afiyetle bir gün maklubeni yiyemedik
Gönlümüzce eline sağlık diyemedik
Gününü görüp saadetine eremedik
Varsın erenler ersin be şakirde

NOT: Dalga geçilme niyeti yok! Samimi yazılmış gerçek bir aşk hikâyesine benziyor. Ve nakleden de Mahmut Bıyıklı.. Bundan ötürü, yayınlamakta bir beis görmedik!

Bülbülü dinle ki gelesin coşa. 
Karganın namesi gider mi hoşa. 
Meyvesiz ağacı sallama boşa. 
Ne yaprağını dök ne dalı incit. 
Bekle dost kapısını sadık dost isen. 
Gönüller tamir et ehli dil isen. 
Sevda sahrasında Mecnun değilsen Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit. Rızaya razı ol hakka kailsen. Ara bul mürşidi müşkülde isen. 

......Hakikat şehrine yolcu değilsen Ne yolcuyu eğle ne yolu incit...
Mecnun değilsen ne Leyla'yı çağır ne çölü inci

ESMA


bakkala diye çıkıp Mısır’a gidesim var
ya da nilde bir sandal yahut toprak olma hissi
ya da topluca göç eden kuşlardan sadece biri
insanı yatıştıran bir şey olmalı
dua dua büyüyen bir niyaz mesela
elbette şiir miir ilginç teselliler
bir şey kalmalı affa vesile her şey bitince
her şey bitince sığınılacak bir ocak gibi
işte yetmiyor türkçem Esma bakınca öyle

Mısır’ı gülmez edemezler, Mısır’ı suskun, Mısır’ı çaresiz..
çünkü siz kadimden bu yana varsınız (onlar da)
“siz..” derken yine acziyetim artacak;
her sabah canını feda etmek için uyananlar
yüz gündür beş vakit ödünç bir solukla
yitik ve yorulmuş bir kalbi gömmeye gidenler
umudu kılıç diye kuşananlar her sabah
zafer sizin, zafer muhakkak sizin
Musa’nın Rabbi yanınızda, asası da

ha Mısır ha Türkiye diyecektim tam
empati diye bir şey yoktur
kardeşlik vardır, şimdi tamam
Kaçkarun başi kardur
Onunda yari vardur 
Bir gün görmesam seni 
Anla yureğum dardur 

Sevduğum öyle bağir 
Kulağum olsun sağir 
Yarali yüreğume 
Ayriluk gelur ağir ..

"Erol ŞAHİN - Kaçkarun Başi Kardur"
Uykumun içinde bir rüya, 
Rüyamda bir gece, 
Gecede ben.. 
Bir yere gidiyorum, 
Delice.. 
Aklımda sen.
"Özdemir ASAF"

Aynur Doğan - Cemîl Qoçgirî - Yarim derdini ver bana

...
Can kuşunu bana uçur
Aşk elinden bade içir
Hırka ile şaldan geçir
Üryanın olayım senin
...
İkilemler, çıkmazlar, anlaşılamamak, anlatamamak, arada kalmak, kurtulmak, kaçmak, bi türlü çıkamamak, kabus olsun sonunda güzel bir güne uyanacağım...
"H.A."

Âşık hiç yalnız kalır mı hâfız...


Hüseyni Türkü - Tutam Yar Elinden


video

Tutam yar elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yareli bülbül
İnem bağlara bağlara

Birin bilir binin bilmez
Bu dünya kimseye kalmaz (şu gözümün yaşın silmez)
Yar ismini desem gelmez (olmaz)
Düşer dillere dillere

Emrah eydür bu günümdür
Arşa çıkar tütünümdür
Yare gidecek günümdür
Düşsem yollara yollara

Neşet ERTAŞ - Gönül Dağı

...
Dost Elinden Gel Olmazsa Varılmaz
Rızasız Bahçenin Gülü Derilmez
Kalpten Kalbe Bir Yol Vardır Görülmez
...

Zindandan Mehmed'e Mektup


Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta! 
Baba katiliyle baban bir safta! 
Bir de, geri adam, boynunda yafta... 
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im! 
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim! 

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, 
Kırmızı tuğlalar altı köşeli. 
Bu yol da tutuktur hapse düşeli... 
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak. 

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! 
Bir âlem ki, gökler boru içinde! 
Akıl, olmazların zoru içinde. 
Üstüste sorular soru içinde: 
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu? 
Buradan insan mı çıkar, tabut mu? 

Bir idamlık Ali vardı, asıldı; 
Kaydını düştüler, mühür basıldı. 
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. 
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; 
Bahçeye diktiği üç beş karanfil... 

Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'! 
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat... 
Beni Allah tutmuş, kim eder azat? 
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem... 
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem! 

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil; 
Sayım var, maltada hizaya dizil! 
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil! 
İnsanlar zindanda birer kemmiyet; 
Urbalarla kemik, mintanlarla et. 

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat; 
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat... 
Yalnız seccâdemin yününde şefkat; 
Beni kimsecikler okşamaz mâdem; 
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem! 

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan! 
Dakika düşelim, senelik paydan! 
Zindanda dakika farksızdır aydan. 
Karıştır çayını zaman erisin; 
Köpük köpük, duman duman erisin! 

Peykeler, duvara mıhlı peykeler; 
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler, 
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler... 
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin! 
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin! 

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar; 
Tek nokta seçemez dünyadan nazar. 
Yerinde mi acep, ölü ve mezar? 
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? 
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz? 

Ses demir, su demir ve ekmek demir... 
İstersen demirde muhali kemir, 
Ne gelir ki elden, kader bu, emir... 
Garip pencerecik, küçük, daracık; 
Dünyaya kapalı, Allaha açık. 

Dua, dua, eller karıncalanmış; 
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış. 
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış... 
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; 
İplik ki, incecik, örer boşluğu. 

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş; 
Karanlığında nur, yeniden doğuş... 
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş! 
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin! 
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin! 

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! 
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

"Necip Fazıl KISAKÜREK"
Ben utangaç bir kalbi taşırım geceden.
Ben sana âşık olduğumu,
Ölsem söyleyemem
"Özdemir ASAF"


mühendis edebiyatı !!!


TEOREM : Seni Seviyorum

İSPAT : Tersini kabul edelim.

Diyelim ki seni sevmiyorum.
O halde derslerime çalışmalı, sınav geceleri kahveyle sabahlamamalıyım. Sınavlardan yüz almalı, ortalama yapmalı ve okulumu 4 senede bitirmeliyim. İşte çelişki burda… Üniversiteyi 4 senede bitiremiyorum.

Çelişkiyi ortadan kaldırmak için seni seviyor olmalıyım…

Şimdi söylesene ln0 sonsuza giderken, ben senden başka nereye gitmeliyim. Şunu da bilmelisin ki, kalbimdeki bu paradoksu ancak ve ancak sen çözersin.Ey benim laleleri hatırlatan paraboloidim, yakınsaklık kriterim, beni tam diferansiyel yapan integrasyon çarpanım, eşleniğim.

Ben seni parantez gibi kaşların, düz doğru gibi siyah saçların, elips gibi kahverengi gözlerin için sevmedim.
Ben seni kompakt olduğun için sevdim.

Eğer sözlerimde bir yalanım varsa; her epsilon sıfırdan küçük, her cauchy dizisi ıraksak, her x in türevi x, 2 kere 2 = 5 olsun…



Can nedir ki!


Cânımı cânân eğer isterse minnet cânıma,
Cân nedir kim onu kurbân etmeyem cânânıma.


"Fuzûlî"

İbrahim SADRİ - Bugün Pazar ve Ben Seni Çok Özledim



...
Dışan çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
...


Yaa İşte Öyle ...



Bir elum var kaleden, bir da pazardadur
Ayru düştum yarimden, bilunki nazardandur
Bozuldu kale yolu artuk araba gitmez
Denizun suyu biter benim dertlerim bitmez

Bağruna taş olurum gozune yaş olurum
Deli gibi severken nasıl kardaş olurum

Al şalım, alı şalım dağları dolaşalım
Aramızda dağlar var, biz nasıl kavuşalım
Göreslendim yarimi, hasret yüreği dağlar
Gözden yaş akmaz ama, kalbum oturmuş ağlar

Dağlar güzel olurdi üstü duman olmazsa
Alur kacardum seni askerlugum olmasa

Karmate - Başundaki Çemberun

Başundaki çemberun
Kıyılari bağlama
Bu benum turkilerum
Türki değil ağlama
...



Bir Şey Kalır!



Toprağı ve suyu seyredişini öveceğim
Son cemrelerin dansa kaldırdığı
Ablaların için uzaktan sevinişini
Bir portakal trenini alkışlar bir çocuk
Bunu hatırlar şimdi görenler seni

Bunu hatırlar görenler şimdi seni
Bende hatırlarım ama usul usul
Tok atlar otlakta gibi, akşama daha çok var gibi
Sonra unuturum bunu, başka şeyleri unuturum
Anılar gömülüdür zaten ben bir daha gömerim
Çocuk olmuşum, hasta olmuşum, deniz olmuşum
Yalnız bir sincabım belki
Gömdüğü cevizlerine küsen

Biz ayrılalım: sen kuzeye git
Atımı seninle paylaşırım eğer istersen
Meyve al yanına biraz su ve kibrit
Bir şarkı için beklettiğimiz kanı,
Yıkadığımız sesi ama unutma.


"EdebiFikir-Ahmet Murat"

!aynüd ridiseklü nıralnarıtşırak eniribrib itemzih eli ikveM


Okul Açıldı mı?



Yanmak - Yakmak Üzerine Üzerine...


İnsanı yakan ateş midir?
İnsan yanmakla sadece kül mü olur?
Peki yanmak kötü müdür?

Aslında sevmek: sevdiğinin, sevdiklerini de sevmek olduğu gibi yanmak ne ateşle mümkün "yan" emri gelmedikçe nede ateşsiz yanmamak mümkün "yan" emri geldiğinde! Ama neyse bunlar kimin umurunda ki? Sonuçta ben olmayanın derdi olmayışı gibi hiç olanın da ne yanmakla ne yakmakla nede yanmayla işi olur...

Bırak bunları şimdi dünyadan ne haber? halaa yalan olan dünyada sanal gerçeklik peşinde koşanlar var mı?

Çay Bir Çok Dilde Üç Harftir!




Çay Bir Çok Dilde 
Üç Harftir,
Benim Dilimde 
Aşk Gibi...
Ve Karşılıklı İçilirse
Can Olur.
Sen Gibi Değil,
Ben Gibi Değil,
Biz Gibi...
"Bedirhan Gökçe"

Uzun Süredir Yazamadığım Şiir

...

Yalan!
bir özge can değil bir hiçliğin dibi değil ikinci el twitter mesajıdır artık leyla
karın ağrısı çekmek için mesnevi karıştırır hemen ardından bildiniz melisa çayını

Yalan!
bir uçkun değil bir fotoğrafın arabı değil bir magazin haberidir artık leyla
ne kadar görülürse o kadar iyidir yalnız değildir haşa kontestir en pasaksızından
...
"İsmail Kılıçarslan"

İsmail Kılıçarslan - Şiir Savaşlarım



"Eğer Amerika'nın düzenlediği bir hava saldırısında yaralanmış olsaydın dünya senin sağlığınla bu kadar ilgilenecek miydi? BM'ye çağırılacak mıydın? 'Malala Günü' diye bir gün olacak mıydı?"
Sular Hep Aktı Geçti,
Kurudu Vakti Geçti,

Nice Han Nice Sultan,
Tahtı Bıraktı Geçti,

Dünya Bir Penceredir,
Her Gelen Baktı Geçti.
"Bizim Yunus (k.s.)"

Yaşanmışlık yada Yaşlanmışlık!!

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden 
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak 
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak 

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta 
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta 

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller 
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller 
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer 

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta 
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
"Ahmet Haşim"

Biz Bizi Öldürdük!



Demiri Demirle Dövdüler; Biri Sıcak Biri Soğuktu! İnsanı İnsanla Kırdılar; Biri Aç Biri Toktu...    
 "Pir Sultan Abdal"



Sevdadır Kolay Değil!


Bu Tepe Pullu Tepe

Su Gelir Serpe Serpe
Dediler Yar Uyumuş
Uyardım Öpe Öpe

Altını Bozdurayım
Gerdana Dizdireyim
İpek Mendil Değilsen
Koynumda Gezdireyim

Altındır Alay Değil
Gümüştür Kalay Değil
Kınamayın A Dostlar
Sevdadır Kolay Değil


"Erzurum-Muharrem Akkuş-Nida Tüfekçi"

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

Mehmet Zeyt YILDIZ/Semerkand TV- Senin Kalbinden Sürgün Oldum illkin
video

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili

"Sezai KARAKOÇ"

Biz Beyrut'un Soğuk Bir SokağIyIz, Lastikler YakIlInca Zenci Oluruz...



...
Silahlara veda elveda, sus gönlüm bu derde deva ALLAH'tandır.
...
"Bilal Can - Edebifikir"